Uzun zamandır futbol maçları hariç, televizyona bakma fırsatı bulamıyordum. Dün tekrar baktım ve o ekranın yarısını kaplayan reklamlar, abuk sabuk saçmalıkların sadece futbol maçlarında olmadığını fark ettim. Zaten maçları bile izleyemez olduk reklamlardan. Hadi Ligtv birazda olsun az reklam yapıyor en azından görsel reklam yapıyor (tribünlere felan) ama diğer kanallar maçlarda cıvkını çıkartıyor. Misal geçenlerde Galatasaray’ın Uefa maçını izlerken pardon maç demişim Uefa reklam maçını izlerken küplere bindim. Gol olacak adam, ekranın %90′ını kaplayan bir reklam çıkartıyor. Nedir yahu bu. Aynı olay geçen senede oldu. Yine Galatasaray-Bordeaux maçı sırasında Sabri 3′lü çektirirken 3′lünün ortasında reklama giriliyor.
Ulan yapılır tabi maçı almışsınız para kazanmak sizinde hakkınız elbet ama bokunu çıkartmak neyinizeki? Eğer bir iş yapıyorsan adam gibi yapki adam gibi diyelim. Kurtlar Vadisi izleriz 50 dakikalık dizi reklamlar ile 3 saate yaklaşıyor. Helal olsun valla ne diyebiliriz ki artık !
Dün bloguma yazamamıştım. Sebebi birkaç halı saha maçı, birkaç arkadaş çevresinde olay bir de bunlara diğer 2 bilgisayarın bozulmasıyla eklenen yorgunluk. Şuan hala 1 bilgisayara format atmaktayım. Sanırım baya bir yorulacak gibiyim. Öylede oldu zaten. Sınavlarında bitmesiyle iyi bir rahatlık geldi. Sanırım yarın başlıyacağım blogumda tekrar “aktif” olarak yazmaya.
Şimdilik elveda :)
Kendim için her zaman ayrı bir yeri vardır Türk kahvesinin. Her gün içmeden uyuyamam. Böyle bir ters adamım işte. Normalde uyku kaçırır ama bende uyku getiriyor. Belki de boş zamanlarımın tek eğlencesi, keyfidir Türk kahvesi. İçerken kendimi başka bir dünyada bile hissettiğim oluyor. Bendeki de öyle bir çılgınlık işte. Maça bakarken olsun, sigara içerken olsun hayatımın ve boş zamanlarımın tek eğlencesi. Çok küçük yaşta başladım içmeye. Aslında zararları da yok değil ama napalım alışkanlık olmuş bir kere.
Aslında Türk kahvesi Türkiye’de yetişmez. Çoğumuz bilmiyordur belki de yetişmediğini. Zamanında Osmanlı hükümdarlığımız 3 kıtaya egemen olunca dünyadaki 2 yetişen yerden birinden ticarete başlamışız. Böylece Türk kahvesi olarak ün salmış…
15
Kasım
2009
Arkadaşlar su gibidir. Akar gider gittiği yere kadar. Ama bir noktadan sonra mutlaka bir engele takılır ve durur. İşte o su gibi, benimde dost yerine koyacağım ama iyiki koymadığım bir arkadaşımın bugün yaptığı bir ayıp sonrası bu makeleyi yazma gereği duydum. Hayatta birçok arkadaşım oldu. Hem de sayısını aklımda tutamadığım kadar. 5-6 cafeye koysan sığmaz bu arkadaşlar. Ama bu adi hayatta sadece 1 dostum 1 de dostum olabilecek bir arkadaşım oldu. Bazı kişiler, dost ile arkadaş kelimesini karıştırlar. Ama bu iki kelime sarı ile kırmızı gibidir. Yani birbirinden çok farklıdır.
Dost deyince aklıma zor günlerim geliyor. Bazı nedenlerden dolayı ( ağır olaylar ) 1 sene evden dahi çıkamaz psikolojiye gelmiştim. O zamanlar da sadece bir kişi oda dostum olan kişi hâlimi soruyordu, alıyordu bir yerlere götürüyordu. İşte dostluk böyle birşeydir. Zor günlerde yanında olmaktır. Dostunuzla beraber gittiğiniz yolda düşmezsiniz.
Ama, arkadaşlık çok farklı birşeydir. Dost ile hiçbir alakası yoktur. Arkadaş dediğiniz onu kullanan, anca işi düşünce arıyan kişidir. Misâl olarak size yaptığı bir hatada dönüpte geriye bakmaz. Sizin yaptığınız hataları arar ve yüzünüze vurmaya çalışır direk olarak.
Arkadaşınız da bir zaman sonra onun ile dost olamayacağını anlarsınız. Yani öyle bir hata yapar ki sonucu da arkadaşınızla artık sadece selam alıp vermekten ibarettir.
Ben böyle bildim, böyle yaşadım, böyle tecrübe edindim.
Dostluk böyle önemli birşeydir.
Dostluğun önemini kısacası tartışmaya bile gerek yoktur.
15
Kasım
2009
Bugün birkaç arkadaş toplanıp sinemaya gittik. Vizyondaki filmleri incelerken 2012 adlı filmi izlemek için biletlerimizi aldık. Film gerçekten çok etkileyiciydi. Filmin konusu eski devirlerde maya halkının 2012 yılında dünyanın sona ereceğine inanmasıyla ve ortaya attığı kehanetle ilgiliydi. Filmde yer kabuğunun dönmesi asıl olay. Yer kabuğunun hareket etmesi ve yer değişmesiyle Afrika kıtası yükseliyor ve hiçbir insan ölmüyor. Tabi bu filmimizin en sonunda anlaşılsada güney kutbunun merkeze (avrupa) kıtasının oralara gelmeside ilginç tarafı. Tabi ki film bu gerçek değil ama yer kabuğunun gerçektede hareket ettiğini düşünürsek ilerleyen zamanlarda bu film gibi abartı olmasada bir şekilde yaklaşımlar, yer değiştirmeler